“Nerde bir türkü söyIeyen görürsen korkma yanına otur. Çünkü kötü insanIarın türküIeri yoktur!”
Ve
“Bana öldü demeyin, yoruldu gitti deyin…” diyerek aramızdan ayrılışını kendine has bir dille anlatmıştı Neşet Ertaş. O gidişin üzerinden tam 13 yıl geçti.
Fakat türkülerine kulak verildiğinde, sanki hâlâ sazının teline dokunuyormuş gibi içimizi titretiyor; sesi, sözü ve nefesi,en önemlisi de bir Ozan olarak duruşu
Anadolu’nun her köşesinde yaşamaya devam ediyor.
Anadolu ruhunu unutmayanları
Anadolu ölümsüzleştiriyor.
O Anadolu’nun kendisiydi.
Halkın Ozanı ,Halkın Kendisi
Neşet Ertaş, yalnızca bir müzisyen değil, halkın içinden çıkmış gerçek bir ozandı.
O Anadolunun kültürel kodlarını sazıyla ,sözüyle körelmiş ruhlarımıza nakşetti.
Babası Muharrem Ertaş’ın yanında yetişmiş, bozkırın çorak topraklarında sazıyla büyümüş, ama gönül dünyasını en verimli topraklara dönüştürmeyi bilmişti.
Çünkü Anadolu
Aşkın
Merhametin
Sadakatin
Dostluğun vücut bulduğu topraklardı.
Onun türkülerinde köy düğünlerinin sevinci, ayrılığın acısı, sevdanın yanık hali ve gurbetin hüznü hep yan yana durdu. Her bir eseri, halkın aynası oldu.
Ve bizim gibi 30 yıldır gurbet çeşmesinden kana kana içmiş,vuslata hasret gönüller olarak o bizim sesimiz oldu.
Sazın ve Sözün Dürüstlüğü
Ertaş’ın sanatını özel kılan, sahici oluşuydu.
Birileri gibi ne idüğü belirsiz batının kodlarından beslenmiyordu.
Türkülerinde ne bir süs, ne bir gösteriş vardı; hepsi içtenlikle söylenmiş, doğrudan yüreğe dokunan sözlerdi. “Halkın sanatçısı halktan kopmamalı” diyerek sahneye çıktığında, kendini alkışlayan kalabalıkların üstünde değil, onlarla aynı yerde görürdü. Bu yüzden ona “bozkırın tezenesi” denildi; çünkü sesi bozkırın bağrından çıkan saf ve berrak bir yankıydı.
Ölümün Ötesinde Yaşamak
Ölmeden ölmek
Her büyük sanatçı gibi, Neşet Ertaş da bedeniyle değil, bıraktığı mirasla yaşıyor. Onun türküleri hâlâ düğünlerde, meclislerde, sofralarda yankılanıyor. Genç kuşaklar sazı eline aldığında çoğu zaman onun ezgileriyle başlıyor; çünkü Ertaş’ın türkülerinde insanın en yalın duygularına tercüman olan bir evrensellik var.
Sevgi, Saygı ve Özlemle
Neşet Ertaş, bize yalnızca türküler değil, aynı zamanda alçakgönüllülüğü, insana sevgiyi, samimiyeti de miras bıraktı. Bugün onu anarken, aslında içimizdeki bir parçayı da hatırlıyoruz: Anadolu’nun, halkın, sevdanın saf halini.
Yorulup gideli 13 yıl oldu…
Ama sesi hâlâ türkülerde, nefesi hâlâ yüreklerimizde.
Biz de yorulduk galiba
Gitme vakti yaklaştı.
İncitmeden gidenlerden oluruz ümidiyle.
Ozan’ımızı Sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.
Ruhu Şad olsun










