Bazı tarihler vardır, takvim yapraklarında yalnızca bir gün değildir; bir milletin yeniden doğuşunu simgeler. Türkiye için 3 Kasım 2002 işte o tarihlerden biridir.
O gün sandıklardan sadece bir siyasi parti değil, milletin kendi sesi, kendi iradesi çıktı. Uzun yıllar boyunca devletle millet arasına örülmüş duvarlar bir bir yıkıldı. Siyaset, yeniden milletin diliyle konuşmaya başladı.
2001’de kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi, “Yasaklarla, yolsuzluklarla, yoksullukla mücadele” diyerek yola çıktığında, aslında bir siyasi iddiadan çok daha fazlasını ortaya koyuyordu.
Toplumun her kesimini kucaklayan, kavga yerine kucaklaşmayı, dayatma yerine iknayı esas alan bir anlayış…
Kısa sürede milyonların umudu haline geldi bu hareket. Çünkü insanlar, kendilerini anlayan, dinleyen, değerlerine saygı duyan bir siyaseti uzun zamandır özlemişti.
3 Kasım gecesi sonuçlar açıklandığında, sadece bir seçim kazanılmadı; millet, iradesine zincir vuran tüm prangaları kırdı. Vesayet odaklarıyla hesaplaşan, demokrasiyi güçlendiren, siyaseti yeniden ahlakla buluşturan bir dönem başladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye adeta yeni bir çağa adım attı.
Ekonomide istikrar sağlandı, yatırımlar arttı, ulaşım, sağlık, eğitim alanında devrim niteliğinde adımlar atıldı. Ama belki de en önemlisi, bu ülkenin insanı kendine güvenmeyi yeniden öğrendi.
Artık “biz yapamayız” diyen bir Türkiye yoktu; “biz başarırız” diyen, kendi ayakları üzerinde duran bir Türkiye vardı.
Bu dönüşüm sadece asfalt dökmekle, köprü yapmakla, bina yükseltmekle sınırlı değildi.
Bu, bir medeniyet bilincinin uyanışıydı.
İnancı, tarihi, kültürüyle barışık; yüzü geleceğe dönük bir Türkiye inşa ediliyordu.
Elbette kolay olmadı. Her adımda engeller, her başarıda yeni sınavlar vardı. Ama o irade, millete dayanarak, inancından güç alarak yoluna devam etti.
Bugün, o büyük yürüyüşün üzerinden 23 yıl geçti.
AK Parti hâlâ aynı istikamette, aynı inançla yol alıyor. Çünkü bu yolculuk sadece bir partinin değil, bir milletin kendi varlığıyla yeniden buluşma hikayesidir.
Ve o hikaye, hâlâ yazılmaya devam ediyor…
Ve devam edecek …..











Çok kaliteli bir yazı olmuş Adem hocam. Anlamayanada ne diyebilirizki.