Padişah, Vezir ve paşaları tebdili kıyafet ile halkın ahvalini görmek için ülkeyi dolaşmaya çıkmışlar. Bir köye yaklaştıklarında bahçesinde yeni meyve ağaçları diken bir ihtiyar görmüşler selam vermişler.
Tebdili kıyafet padişah, ihtiyarı selamlamış,
- Selamünaleyküm ey amcam kolay gelsin.
-Ve aleykümselam ey serdar-ı cihan.
Padişah sorar:
-Amcam ne dikersin?
-Birkaç meyce fidanım var onları dikiyorum Hünkarım.
-Amcam ömrünün sonuna gelmişsin. O ağaçların meyvelerinden yemek sana nasip olacak mı? Neden yorarsın kendini?
-Bizler dedelerimizin diktiklerinden yedik, bizden sonra gelenler de bizimkilerden yesin Hünkarım.
Padişahın bu cevap hoşuna gitmiş.
-Çok güzel Amcam demiş. Cebinden bir kese çıkarmış İhtiyara uzatmış. Bu bizim ikramımız olsun. Herkese de örnek olsun bu davranışın.
-İhtiyar keseyi almış. Tebessüm etmiş.
-Bizim fidanlar meyve verdiler bile Hünkarım demiş. Bu cevap ta Padişahın hoşuna gitmiş.
-Amca demiş altılarda ne yaptın?
-Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor sultanım. Diye cevap vermiş yaşlı adam. Padişah gene sormuş
-Geceleri de mi kalkmadın?
-Kalktık kalkmasına amma, ellere yaradı. Demiş ihtiyar. Padişah bu cevaba da tebessüm etmiş. -Peki. Demiş. Sana kaz göndersem yolar mısın?
-Elbette sultanım hem de hiç viyaklatmadan.
Padişah, Vezir ve paşalar adamın yanından ayrılıp tekrar yola koyulmuşlar.
Sultan vezire döner:
-Ne konuştuğumuzu anladınız mı? diye sormuş.
”-Hayır padişahım. Demiş yanındakiler.
Padişah bunu söyleyince sinirlenmiş.
-Siz ki Devlet yönetirsiniz bir ihtiyar kadar ilminiz yok mu? Bu aksama kadar ne konuştuğumuzu anlamazsanız hepinizin kellesini alırım. Korkuya kapılan paşalar, Padişahı saraya bıraktıktan sonra telaşla ihtiyar adamın köyüne koşmuşlar. İhtiyar adamı hâlâ orada çalışıyor görünce derince bir
-Ohhhh. Çekmişler, nefes nefese adama yaklaşmışlar.
- Selamünaleyküm. Amcam sana birkaç soru soracağız bizim için önemli. Siz ne konuştunuz padişahla. Biz bir şey anlamadık, çok da merak ettik. İhtiyar gelen telaşlı ekibe şöyle bir bakmış ve:
-Elbette sorabilirsiniz ama her sorunun karşılığını ödemeniz gerekir. Bir yandan Padişahın tehdidi diğer yandan gerçekten merak içinde oldukları için kabul etmişler.
-Sen padişahı, serdar-ı cihan, diye selamladın oysa ki kıyafetini değiştirmişti. Nereden anladın sen onun padişah olduğunu?
-Verin 10’ar altın. Demiş ihtiyar. Altınları alınca cevap vermiş.
- Efendiler, Benim bir mesleğim de terzilik, Her ne kadar tebdili kıyafet olsa da O’nun sırtındaki kürkü padişahlardan başkası giyemezdi. Oradan bildim ki Padişahtır. Sizlerin de onun paşaları olduğunuzu anlamamak zaten pek bir saflık olurdu.
- Peki, altılarda ne yaptın ne demek?
-Verin 10’ar altın daha. Almış altınları cevaplamış:
-Altı aylık yaz döneminde çalışmadın mı kış günü çalışıyorsun dedi. Ben de “Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor sultanım” yalnızca altı aylık yaz değil altı ay da kış çalışsak yemeği zor buluyoruz. Dedim.
Paşalar bu kez 10’ar altını peşin vermişler ihtiyar istemeden.
- Geceleri kalkmadın mı ne demek oluyor pekâlâ?
”-Çocukların yok mu diye sordu. Var, ama hepsi evlatlarımın kız. Evlendiler de başkasına yaradılar, diye cevapladım. Cevaplar karşısında hem memnun hem hayret içerisinde kalan paşalar son bir soru için 10 ‘ar altın uzatınca.
-Hepsini anladık sana kaz göndersem yolar mısın? Ne demekti? İhtiyar 10’ar Altını daha alarak paşalara tatlı tatlı gülümsemiş.
-Eeee artık onu da siz bulun.
Günümüzde insanların birilerine “yolunacak kaz” muamelesi yapması için bu kadar tekerleme öğrenmesine ihtiyacı yok. İlk fırsatta insanlar haram helal demeden karşısındakinin hakkını yiyebiliyor. Siz siz olun Padişah gölgesinden de kandırılmaktan da uzak durun. Bu vesile ile kapısına geldiğimiz Ramazan Bayramımızı tebrik ediyor bütün okuyucularımıza hayırlı helal kazanç ve esenlikler diliyoruz.










