HAYBER
Artık Yahudilik, büyük korku ve telaşta. Allah’ın Resulü(s.a.s), ileride Müslümanlığa en sağlam din kahramanlarını verecek olan kendi kavimleri ile anlaşmış (Hudeybiye) ve meydan bir hamlede düzlüğe kavuşmuştur.
Hicaz Yahudileri, Yahudiliğin hisarlı sitesi halinde Hayber Kalesinde merkezleşmiş bulunuyorlar. Medine döküntüleri de orada. Allah’ın Resulü (s.a.s) Hicretin yedinci yılı başında Mekke dönüşlerinin hemen arkasından, Medine’den Şam’a doğru sekiz konaklık yolda, bir zamanlar büyük ve tarihi bir şehir olan Hayber Kalesinin önünde görünüverdiler.
Kaleye gece varmışlar ve sabah oluncaya kadar beklemişlerdi. Sabah olup ta Yahudiler ellerinde kazma, kürek, zembil, işlerine gitmek üzere şehirden çıktıkları zaman birden bire Allah Resulünün (s.a.s) saflarını karşılarında gördüler ve haykırdılar.
-Vallahi işte Muhammed(s.a.s) ve işte O’nun askerleri. Allah Resulü de onlara ellerindeki kazma küreklere bakıp manzarayı manalandırdılar:
-Hayber harap oldu….
SİYAH BAYRAK
O zamana kadar sancaklar hep beyaz, kol kol bazı gruplara veriliyordu. İlk defa Peygamber Sancağı halinde tek bayrak, Hayber Seferinde kullanıldı. Dirayet ve zarafet timsali Hz. Aişe(r.a) Annemizin meşlahından siyah bir bayrak.
Bayrağı Hz. Ali’ye (k.v) verdiler. Hz. Ali (k.v) onu aldı ve aşkla haykırdı.
-Ey Allah’ın Resulü! Kâfirleri bizden olacakları ana kadar üst üste kıracağım. Hz. Ali (k.v) ye öğüt:
-Adam kırmakta acele etme. Evvela kâfirlerin ortasına kadar ilerle! Onları İslam’a davet et ve İslamlığın kendilerine yüklediği borçları bildir. Sen de bil ki, Allah senin elinden bir kimseye hidayet eriştirecek olursa kızıl tüylü develere sahip olmaktan bu sana yeğdir.
BÜYÜK ÖLÇÜ
Cenk başlarken şanlı Sahâbî Hz. Amir bütün gücüyle salladığı kılıcın kendisine değmesini önleyemedi ve kendi silahıyla şehîd oldu. Bazıları dediler ki:
-Amir’in iyi amelleri heba oldu gitti! Allah’ın Resulü iki parmağını bitiştirip buyurdu:
-Yanlış Amir’e sevap hâsıl oldu. Hem çile, ıstırap, hem de cihad. Böylece dinin yarısı değerinde sayılan muazzam bir hadisin hikmeti tecelli ediyordu.
“Ameller niyetlere göredir.” Murad neyse hüküm ona göre..
Bir başka büyük ölçü, bir başka büyük tecelliye kavuştu. Cengin başında Allah Resulünün (s.a.s)
-Şu adam cehennemliktir! Diye gösterdiği bir sözde Müslüman, muharebede bütün kuvvetiyle çalıştı ve nihayet yaralandı. Sahabelerden bir kısmı “Böylesi nasıl cehennemlik olur?” Diye düşünürken bu adam, yaralarının acısına dayanamadı, tirkeşinden bir ok aldı, yayına taktı, bütün kuvvetiyle gerdi, sonra kalbine çevirdi, attı ve kendi kendini öldürdü.
Sahabeleri Allah Sevgilisine hitap ettiler: -Hak, senin dediğini gerçekleştirdi. O zaman Allah resulü emir buyurdu.:-Ayağa kalk, ey filan adam ve halka nida et: Cennete yalnız mümin olan girer. Allah bu dini fasık ve facirlerin eliyle de kuvvetlendirir.
Yani ölenin, ne evvela gayret göstermesini, nede sonra intiharını esas tuttular. Her şeyin esası iman. Buyurdular:-Öyleleri vardır ki, âleme karşı cennetliklerin amelini işler fakat cehennemliktir. Öyleleri de vardır ki cehennemliklere mahsus işler içindedir; fakat cennetliktir.
Sonsuz hikmet. Hadiselerin dış yüzüne bakıp hüküm savurmakta acele yok. Her işin anahtarı kalp.
ÇÖKEN KALE
Büyük bir cenk oldu. İslam’da on beş şehit. Yahudilerin doksan üçü ebediyen ateşte. İslam hücumu karşısında halkaları sökülen ve gidip gelmeye başlayan koca Hayber Kapısını Hz. Ali bir omuzlayışla devirdi. Sonradan kapının kaldırıp takılmasında onlarca kişinin çalışması icap etti.
Yahudilerin gizli hazineleri de bulundu ve gömülü olduğu yerden çıkarıldı. Katır derisinden bir tulum içinde ağız ağıza altın.
Hayber büyüklerinden Ehtaopoğlu’nun kızı Safiyye Allah Resulünün zevcelerinin arasına girmek ve Müminlerin annesi olarak ebediyete denk bir şeref kazandı.
ZEHİRLİ KEÇİ
Hayber Yahudilerinden bir kadın, zahirde binbir dikkat ve itina ile Allah Resulüne (s.a.s) takdim edilmek üzere bir keçi kızarttı. Keçiyi Peygamberimizin sofrasına koydular. Bu keçi zehir sanatını her milletten iyi bilen Yahudilerin bütün ilimlerini kullanarak ölüm acılığına buladıkları bir suikast yemeği.
Allah Resulü (s.a.s) keçinin budundan bir parça koparıp ağızlarına aldılar. Yanlarındaki sahabelerden de yiyenler oldu. Birden Allah’ın Resulü (s.a.s) ferman ettiler.
-Çekin ellerinizi yemekten! Ve Yahudi karısını getirttiler. -Bu keçiye zehri süren sen misin?
-Nereden bildin? Allah’ın Resulü (s.a.s) elindeki budu gösterdi. -Bu söyledi.
-Evet, keçiyi ben zehirledim.
-Niçin?
-Neticesini göreyim diye. Eğer hak Peygambersen zehir sana dokunmaz. Değilsen senden kurtulalım diye.
Âlemlere Rahmet diye gelen, kadına hiçbir ceza tatbik etmediler. Yemeği yiyenlerden biri vefat etti. Allah’ın Resulü ’de (s.a.s) zehirden müteessir oldular ve kendilerini iki kürek kemiği arasından hacamat ettirdiler. Kan aldırdılar. Yahudi karısı:
-İnandım Hak Peygambermişsin.
Kaynak: Çöle İnen Nur (Necip fazıl Kısakürek)
Dipnot: Bir önceki yazımızda Mekke’nin Fethi ile devam edeceğiz diye not etmiştik ama Hayber’in Fethi işlenmeden olmazdı.











HAYBER HAYBER YA YAHUD-CEYŞİ MUHAMMED SEVFE YAUD... İyi bir şey olsa da Peygamberimizin Hayber'e yürüdüğü gibi biz de Gazze'ye yürüsek. Oradan Medine, Mekke Kabe..... Nasip et Allah'ım
Amin kardeşim ne gül dualar aminnnn ecmain