Akademisyen, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı, Samsun Milletvekili…
Ancak bana göre bütün resmi unvanlarının ötesinde, yıllardır fikirlerini dikkatle takip ettiğim önemli bir düşünce insanı.
Seçim döneminde, Samsun’un tek uydu kanalı olan Kanal S ekranlarında program yapma fırsatı bulduğum süreçte, Türkiye siyasetinin önemli isimlerini ağırlama şansı elde ettim. O isimler arasında Prof. Dr. İlyas Topsakal’ın yeri ise ayrıydı. Çünkü kendisi, soru sorduktan sonra cevabının bitmesini istemediğim nadir konuklardan biriydi.
Üslubu, bilgi birikimi, olaylara yaklaşımı ve meseleleri yorumlama biçimi gerçekten etkileyiciydi. Yaptığım programlar içerisinde zihnimde en fazla iz bırakan konuklardan biri oldu.
Biz bu ülkede bazı insanların kıymetini ya kaybettikten sonra ya da yıllar geçince anlayabiliyoruz.
İlyas Topsakal da aslında o isimlerden biri…
Doğup büyüdüğü şehir olan Samsun’dan milletvekili seçildi. Ancak onu sadece “Samsun Milletvekili” olarak değerlendirmek büyük haksızlık olur. Çünkü o, bugün yalnızca Samsun’un değil, Türkiye’nin hatta Türk dünyasının meseleleri üzerine kafa yoran bir isimdir.
Belki de bu yüzden bazı çevreler tarafından “Samsun’a yeterince eğilmiyor” gibi sığ eleştirilerin hedefi olabiliyor.
Oysa meseleye biraz daha geniş açıdan bakabilmek gerekiyor.
Bugün Prof. Dr. İlyas Topsakal, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin en yakın çalışma arkadaşlarından biri olarak; Türkiye’nin geleceği, Türk dünyası, mazlum coğrafyalar ve küresel dengeler üzerine ciddi çalışmalar yürüten bir siyasetçidir.
Geçmişte Cumhur İttifakı fikrinin oluşum sürecinden, bugün ABD-İsrail eksenli küresel politikalara karşı Türkiye’nin Rusya ve Çin ile stratejik iş birlikleri geliştirmesi gerektiğine yönelik çalışmalara kadar birçok önemli başlıkta fikir üreten, politika geliştiren bir isimdir.
Yani mesele sadece bir şehir siyaseti değildir.
Mesele, Türkiye’nin geleceğine dair yürütülen büyük mücadeledir.
Tam da bu nedenle;
“Şehirdeki programa neden gelmedi?”,
“Biz size oy verdik, çocuğumu işe yerleştirin”,
“Tayin işimizi çözün” gibi dar bakış açılarından sıyrılmak gerekiyor.
Elbette siyasetçinin halkla iç içe olması önemlidir. Ancak ülke meselelerinde fikir üreten, devlet aklıyla hareket eden, uluslararası dengeleri okuyabilen insanların omzuna sadece bireysel talepler yüklemek; hem o isimlere hem de ülkeye haksızlık olur.
Bazen bir şehrin gerçek kazanımı, yapılan bir açılıştan çok; o şehirden çıkan bir fikir insanının ülke yönetiminde söz sahibi olmasıdır.
Bugün Samsun’un böyle bir değeri vardır.
Ve bu değerin kıymetini günübirlik hesaplarla değil, daha büyük bir perspektifle değerlendirmek gerekir.











