Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaklaşık 25 yıldır bütün mesaisini ve hayatını bu millete adayan bir mücadele ortaya koyuyor. Ancak ne yazık ki, kendisine güvenilerek emanet edilen kurum ve kuruluşlardaki liyakat sorunları, bu büyük mücadelenin gölgesinde giderek büyüyor.
Bir yandan Türkiye yeniden inşa edilirken…
Bir yandan savunma sanayiinde çağ atlanırken…
Bir yandan ülkemiz dünyanın en prestijli ülkeleri arasında gösterilirken…
Diğer tarafta ise perde arkasında dönen işler, toplumun vicdanını ve aklını ciddi şekilde meşgul ediyor.
Kafaları Kurcalayan Sorular Var…
Bir ülkede 5, 10 hatta 20 yıllık cinayetler, her sabah saat 10’da bir televizyon programında çözülebiliyorsa; orada emniyet teşkilatının sorgulanması gerekir.
Bir ülkede SMA’lı çocuklar, devletin izniyle sokak sokak dolaşıp tedavi parası toplamak zorunda kalıyorsa; orada sağlık sisteminde ciddi bir sorun vardır.
Bir ülkede FETÖ kumpası olduğu yargı kararlarıyla sabit olan bir sezonun kupasını ısrarla isteyen biri, futbolun yöneten tek söz sahibi olabiliyorsa; ülke futbolunda sorun var demektir.
Bir ülkede devletin adı ve desteği kullanılarak açılan market zincirleri, vatandaşın belini büken fahiş fiyatlarla satış yapıyorsa; orada gıda politikası alarm veriyor demektir.
Bir ülkede seyyar satıcının tezgâhında zabıta ile satıcı birlikte çay içiyorsa; denetimden, düzenden ve ciddiyetten söz etmek mümkün değildir.
Asıl Sorun Nerede?
Bu yazıyı kaleme alırken amacım Türkiye’nin eksiklerini sıralamak kadar, Sayın Cumhurbaşkanı’nın arkasına saklanarak iş bilmezliği, vurdumduymazlığı ve sorumsuzluğu normalleştiren kadroları da işaret etmektir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı överken, Onun adını kalkan yapan ama görevini layıkıyla yapmayan yöneticileri eleştirmekten geri durmadım.
Çünkü sorun liderlikte değil; Sorun, liderin gölgesinde büyüyen liyakat yoksunu anlayıştadır.
Ve bu anlayış değişmeden, Türkiye’nin potansiyelini tam anlamıyla ortaya koyması mümkün değildir.










