Son dönemde, özellikle sosyal medyanın kontrolsüz etkisiyle, eline bir mikrofon alıp kendini gazeteci ilan eden bazı kişiler, toplumsal dengeleri bozacak söylemlerle ortalığı bulandırmaya başladı. Üzerlerine sorumluluk değil, adeta rol kıyafeti giyen bu kişiler; yalanı, iftirayı ve manipülasyonu meslek edinen bir anlayışla vatandaşın zihnini karıştırmaya çalışıyor.
Daha dün, bu kitleye mensup birkaç kişi ve onların yönlendirdiği bazı insanlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı’na ve kıymetli eşi Emine Erdoğan’a yönelik, toplumun hiçbir kesiminin tasvip etmeyeceği derecede ağır ve yakışıksız sözlerle gündeme geldi. Özellikle seçim dönemlerinde ortaya çıkıp, toplumun duygularını istismar ederek seçilmiş devlet yöneticilerine yönelik ölçüsüz söylemler üretmeyi alışkanlık haline getirmiş durumdalar.
Özgürlüğü; soyunmak, hakaret etmek ya da başkalarının hakkını hiçe saymak zanneden bu zavallı anlayış, birilerinin aparatı olmaktan öteye geçemiyor. Kimi zaman provokatif röportajlarla, kimi zaman kurgulanmış sokak videolarıyla, halkı manipüle etmeye yönelik bir çabanın içerisindeler.
Bir ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanı’na, Bakanlarına ya da herhangi bir devlet yetkilisine yönelik bu seviyesiz söylemler elbette hukuk önünde karşılığını bulur. Nitekim sürecin yasal boyutu işletilmektedir. Ancak bu kişilerin asıl amacı, hukukun ötesinde, milletin sinir uçlarıyla oynayarak ülkeyi kaosa, huzursuzluğa ve sokak hareketlerine sürüklemektir.
Fakat artık “Eski Türkiye” yok. Yeni Türkiye’de, kimse yaptığı saygısızlığın yanına kar kalacağını düşünmesin. Kanun, düzen ve toplumsal huzur, herkes için bağlayıcıdır.
Bu nedenle asil milletimizi, bu tür provokasyonlara karşı sağduyulu olmaya davet ediyoruz. Oyunları boşa çıkarmanın yolu; sakin kalmak ve bu tür manipülasyonlara gelmemektir.










