Batı’da Filistin’e destek vermek, sadece vicdan işi değil; aynı zamanda büyük bir bedeli göze almak demek.
Yurtdışından Smooth filosuna katılan aktivistlere yönelik eleştiriler son günlerde Türkiye’de sıkça dile getiriliyor. Ancak bu eleştirilerin çoğu, o insanların hangi koşullar altında hareket ettiğini görmezden geliyor.
Avrupa’da Gazze’yi savunmak, Türkiye’deki kadar kolay değil. Çünkü orada Filistin’e destek vermek; güçlü siyonist lobiler, baskıcı medya düzeni ve politik hassasiyetler nedeniyle çoğu zaman ciddi bir kişisel riski beraberinde getiriyor.
Bu insanların bir kısmı ülkelerine döndüklerinde yargı süreçleriyle, işten çıkarılmalarla, sözleşme iptalleriyle karşılaşacak. Kimi kariyerini kaybedecek, kimi toplumdan dışlanacak. Ve bütün bunları bilerek, göze alarak yola çıkıyorlar. Gazze için, adalet için, insanlık için…
Ne var ki Türkiye’de bazı çevreler, bu insanların cesaretini takdir etmek yerine sorgulamayı tercih ediyor. Oysa bu hareketin temelinde siyaset değil, vicdan yatıyor. Avrupa’da Gazze’yi savunmak, yalnız kalmayı, bedel ödemeyi ve çoğu zaman susturulmayı göze almayı gerektiriyor.
Bu noktada altı çizilmesi gereken bir diğer gerçek ise, Avrupa’daki birçok Türk sivil toplum kuruluşunun Gazze konusundaki sessizliği.
Yıllardır “insan hakları”, “adalet” ve “birlik” söylemleriyle ön plana çıkan bazı dernekler, bu süreçte neredeyse tamamen suskun kalmayı tercih etti. Oysa Avrupa’da ses çıkarabilecek, kamuoyu oluşturabilecek en güçlü yapıların başında bu STK’lar geliyor. Fakat ne yazık ki çoğu, baskı görme korkusuyla veya siyasi ilişkilerini riske atmamak adına sessiz kalmayı seçti.
Tam da bu yüzden, Smooth filosuna katılan aktivistlerin tavrı daha da kıymetli hale geliyor. Onlar, suskun kalan kurumların yerine konuşuyor, korkunun kuşattığı alanlarda vicdanın sesini yükseltiyor.
Türkiye’de Filistin’e destek vermek, geniş bir toplumsal sahiplenmeyle karşılanıyor. Oysa Avrupa’da aynı eylem, bir işin, bir dostluğun, hatta bir hayatın sonu olabilir. Bu farkı görmeden yapılan her eleştiri, aslında büyük bir haksızlık.
Gazze’nin sesi olmak kolay değil. Hele bunu, sessizliğin en güçlü olduğu yerlerde yapmak hiç değil.
O yüzden, o insanları anlamak, onlara destek olmak sadece bir dayanışma meselesi değil; aynı zamanda bir insanlık sorumluluğu.
Çünkü bazıları bedel ödemeyi göze alarak konuşuyor,
bazıları ise bedelsiz susmayı tercih ediyor.











Bu yolculuğa çıkan insanların her biri çok kıymetli ve cesaretliler. insanlık onuru için önemli bir adım attılar ama başarılı ama başarısız fark etmez sonuçta Gazze için her şeyi göze alarak adım attılar. onları eleştirenlere soruyorum ; peki siz ne yaptınız?