Son yıllarda Türkiye’nin sokaklarında ve tatil bölgelerinde karşılaştığımız bazı manzaralar endişe verici:
- Gençlerin neredeyse çıplak sayılacak kıyafetlerle caddelerde dolaşması,
- Sokaklarda veya park gibi alanlarda açık alanda cinsel ilişkiye kalkışan çiftler,
- Sosyal medyada bunları “özgürlük” ve “kişisel tercih” olarak savunan paylaşımlar.
Bu davranışlar sadece hukukun sınırlarını zorlamakla kalmıyor; toplumun ahlaki, kültürel ve dini değerlerini de tehdit ediyor.
HUKUKİ ÇERÇEVE
Türkiye Cumhuriyeti yasaları, bu tür davranışları net şekilde düzenlemiştir:
1. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 225 – Hayâsızca Hareketler:
“Herkesin görebileceği yerde cinsel içerikli veya hayâsızca hareketlerde bulunan kişi, 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Örnek: 2022 yılında Antalya’da bir grup turist, caddede neredeyse çıplak şekilde dolaştı. Polis tarafından uyarıldılar ve TCK 225 kapsamında soruşturma başlatıldı.
2. TCK Madde 226 – Müstehcenlik:
Cinsel içerikli teşhir, pornografik veya uygunsuz davranışlar daha ağır cezalandırılır.
Örnek: İstanbul’da 2020’de bir parkta yakalanan çift, açık alanda cinsel ilişkiye girmekten mahkemece hapis cezasına çarptırıldı.
3. Kabahatler Kanunu Madde 37 – Rahatsız Etme:
Kamu düzenini bozacak şekilde giyinen veya davranan kişiler, idari para cezası ile karşılaşabilir.
Bu hükümler, sadece bireysel özgürlüğü sınırlamak için değil, toplum düzenini ve genel ahlak anlayışını korumak amacıyla vardır.
TOPLUMSAL VE AHLAKİ BOYUT
Türk toplumu, yüzyıllardır hayâ, edep ve iffet kavramlarını önemsemiştir. “Ayıp” kelimesi, nesiller boyunca toplumsal davranışları denetleyen bir kılavuz olmuştur. Bugün bazıları bunu “modernlik” ve “özgürlük” olarak sunmaya çalışıyor. Ancak gerçekte, bu davranışlar toplumun ahlakını aşındırıyor, çocuk ve gençlerin gözünde normalleşme tehlikesi yaratıyor.
Örnek: İzmir’de 2023 yazında bir parkta açık alanda uygunsuz görüntüler paylaşan gençler, sosyal medyada viral oldu. Aileler ve yerel halk büyük tepki gösterdi.
Örf, Anane ve Dini Değerler
Türkiye’nin örf ve ananeleri, aile yapısını ve toplumsal düzeni koruyan bir çerçeve çizmiştir. Mahremiyet, hem kültürel hem de dini olarak kutsaldır. İslam hukuku da açık alanda cinsel ilişki ve teşhiri kesin şekilde yasaklar. Bu nedenle sokaklarda bu tür davranışların sergilenmesi, sadece hukuka değil, dini ve kültürel değerlere de aykırıdır.
Örnek: Anadolu’nun küçük şehirlerinde, sokakta neredeyse çıplak dolaşmak toplumsal tepkilere yol açmış ve yerel basında haber olmuştu.
Sessiz Kalmamak
Toplum olarak sessiz kaldığımız her manzara, yarın çocuklarımız için normal kabul edilecek bir örnek haline gelir. “Bana ne” zihniyeti, aslında gelecek neslin ahlakını zehirler.
SONUÇ
Özgürlük, başkalarının hakkını, huzurunu ve toplumun değerlerini çiğnemediğinde anlam kazanır. Sokakta neredeyse çıplak dolaşmak veya açık alanda cinsel ilişkiye kalkışmak, özgürlük değil; ahlaksızlıktır.
Hukukun, örfün, ananenin ve dini değerlerin çizdiği sınırları hiçe saymak, toplumun değerlerine meydan okumaktır. Sessiz kalmak ise, değerlerimizi kendi elimizle yok etmek demektir. Bu sebeple yasal haklarımızı bilerek usulünce müdahale etmek her vatandaşımızın hakkıdır. Müdahale edecek cesaretimiz olmadığı zaman kolluk kuvvetlerini arayarak rahatsız edici durumu bildirerek bu ahlaksızlıkların yayılmasını engellemek için bir adım atabiliriz.
Not: Bir sonraki yazımız “Yerel Yönetimlerin ve Kolluk Kuvvetlerini bu Ahlaki Çöküşe karşı neler yapması gerekir” Konusunu işleyeceğiz…











Yasalarda eksiklik yok uygulamada eksiklik çok maalesef. Konuyu ve yapılması gerekenleri bu haftaki makalemizde inceleyip irdeleyeceğiz inşaAllah. Bürokrasinin ve kolluk kuvvetlerinin özellikle yerel yönetimlerin üzerine oldukça görev düşüyor. Takip ve yorum için teşekkür ederim.
Mademki yasalar var peki yasaları uygulamayanlar suç işlemiş olmuyorlar mı? Devleti yetersiz gösteren bu bürokratlar hakkında bir şeyler yapmak gelmez mi üst yönetimlerden. Bakanlar, yardımcıları, müsteşarlar, valiler ne iş yaparlar yasaları uygulamak onların görevi değil mi?