Ne yazık ki ülkemizde özellikle gıda sektöründe yaşanan ahlaki ve işletme kültürü kaynaklı sorunlar tüketiciyi her geçen gün daha fazla yıpratıyor. Birçok yerli restoran ve kafe, müşteriyi memnun etmek bir yana, temel hizmet anlayışında bile sınıfta kalıyor. Bu nedenle insanlar haklı olarak güvenli, öngörülebilir ve istikrarlı hizmet veren ABD menşeli gıda ve kahve markalarına yöneliyor.
Yerli restoranlardaki sıkıntılar aleni bir hâle gelmiş durumda. Restorana gidersiniz, garsonun tripleriyle uğraşırsınız. Yemeğin ardından çay içersiniz, erken kaldırmak için işletme sahibinin suratsızlığı karşınıza çıkar. Hesap gelir; neyin kaç para olduğu belli değildir. Tutar adeta “ tutturabildiğine ” yazılır.
Bir camda dürüm 100 TL yazar, öğrenci veya çocuk girer, suyu 40, ayranı 50 TL’den satar.
Çay istersiniz su gibi haşlanmış gelir, kahve istersiniz tadı ne olduğu belirsizdir. Hijyen deseniz çoğu yerde tam bir muamma.
Bu durum sadece birkaç kötü örnekten ibaret değildir; sektörün genelinde ciddi bir kültür ve denetim problemi bulunmaktadır.
Neden ABD Menşeli Firmalar Tercih Ediliyor. Bu sorunun cevabı aslında çok basit:
Çünkü tüketici orada neyle karşılaşacağını bilir.
•Kahve zincirlerinde öğrenciler 1 kahve alır, 4–5 saat ders çalışır; kimse kapı önüne koymaz.
•Hizmet düzgündür, çalışan saygılıdır.
•Fiyat listesi nettir, sürpriz yoktur.
•Yiyecek zincirlerinde menülerin ne kadar olduğu açıktır, bütçene göre seçim yaparsın.
•Hijyen standarttır; böcek, sinek, koku sorunlarıyla karşılaşmazsın.
•“Kazıklanma” ihtimali yoktur.
Bu nedenle insanlar, yerli işletmelerde yaşadığı kötü tecrübelerden kaçıp daha güvenilir buldukları yerlere yönelmektedir.
Küçük Ama Çok Şey Anlatan Bir Örnek
Aynı AVM’nin içinde bulunan bir burger restoranında çocuk menüsüyle birlikte ayranı 15 TL’ye alırsın, çocuğun ayranı biter hemen yanındaki “Türk mutfağı” yazan yerden ayran alırsın, aldığınızda ise 1 ayrana 50 TL ödersin.
İşte sorun tam da burada başlıyor: Tutarsızlık ve fırsatçılık.
Toplumsal Öz Eleştiri Şart!
Bu noktada iki büyük sorumluluk vardır:
1.Toplum olarak kendimizi sorgulamak:
Hizmet kültürü, dürüstlük, iş ahlakı ve tüketiciye saygı olmadan hiçbir sektör ayakta duramaz.
2.Yetkililerin görevini yapması:
Denetim sadece bir insanın canına kast eden olay yaşandığında ve basına yansıdığında 1 hafta yapılmamalıdır. Denetim süreklilik ister, ciddiyet ister, kararlılık ister.
Eğer bu düzen değişmezse, tüketicinin yabancı markaları tercih etmesine kimse şaşırmamalıdır. Çünkü insanlar hak ettikleri saygıyı ve güveni buldukları yere giderler.
Sorun yabancı firmaların popüler olması değil, mesele para değil; mesele güven, tutarlılık, saygı ve ahlaktır.










