Açıklamada, Boğalı Dağı’nın yalnızca bir coğrafi alan olmadığına dikkat çekilerek, “Burası bizim suyumuz, toprağımız, geçim kaynağımız ve geçmişimizin mirasıdır” ifadelerine yer verildi. Bölgenin, Yeşilırmak sulama sahasında yer aldığı ve 24 köyün içme ve sulama suyu ihtiyacını karşıladığı belirtilirken, maden faaliyetlerinin bu kaynakları tehdit ettiği kaydedildi.Yetkililer, daha önce açılan davalar sonucunda maden projelerine ilişkin “ÇED gerekli değildir” kararlarının mahkeme tarafından iptal edildiğini hatırlatarak, buna rağmen yeniden sondaj çalışmalarının başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu savundu. Açıklamada, Danıştay tarafından da iptal kararlarının onandığına dikkat çekildi.
“Yargı ÇED Sürecinin Gerekli Olduğunu Net Şekilde Ortaya Koydu”Açıklamada, bölgedeki maden faaliyetlerine ilişkin yargı kararlarına da dikkat çekildi. Bu kapsamda Danıştay 6. Dairesi’nin 2022/8952 Esas ve 2023/3937 Karar sayılı ilamı hatırlatılarak, ÇED sürecinin işletilmesi gerektiği açıkça vurgulandı.Kararda, halkın katılımı toplantısının yapılması ve çevresel etkilerin değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek, “ÇED raporu hazırlanması zorunludur” sonucuna varıldığı ifade edildi. Danıştay kararında, ÇED Gerekli Değildir kararının hukuka uygun olmadığı yönündeki Samsun 3. İdare Mahkemesi kararının da onandığı hatırlatıldı.Söz konusu kararda özetle, “Projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması için ÇED raporu hazırlanması gerektiği, bu nedenle PTD’nin yeterli bulunamayacağı” gerekçesiyle iptal kararının hukuka uygun bulunduğu ve temyiz taleplerinin reddedildiği belirtildi.“Sondaj faaliyetleri suyu ve toprağı tehdit ediyor”Basın açıklamasında, sondaj ve madencilik faaliyetlerinin yer altı su kaynaklarını kirletebileceği ve yönünü değiştirebileceği ifade edilerek, “Siyanür ve ağır metallerle kirlenmiş bir toprak, geleceğimizin yok olması demektir” denildi.Bölgenin Kuzey Anadolu Fay Hattı etkisi altında olduğuna da dikkat çekilen açıklamada, yapılacak patlatmaların ve derin sondajların heyelan ve toprak kayması riskini artırabileceği uyarısı yapıldı.“Tarım ve hayvancılık zarar görecek”Taşova’nın tarımsal üretim açısından önemli bir bölge olduğu belirtilen açıklamada, maden faaliyetlerinin özellikle coğrafi işaretli ürünler ve hayvancılığı olumsuz etkileyeceği ifade edildi. “Biz maden tozu değil, ürün yetiştirmek istiyoruz” denilerek üretimin devamlılığına vurgu yapıldı.Yetkililere çağrıAçıklamada, yetkililere çağrıda bulunularak şu talepler sıralandı:
“Yargı ÇED Sürecinin Gerekli Olduğunu Net Şekilde Ortaya Koydu”Açıklamada, bölgedeki maden faaliyetlerine ilişkin yargı kararlarına da dikkat çekildi. Bu kapsamda Danıştay 6. Dairesi’nin 2022/8952 Esas ve 2023/3937 Karar sayılı ilamı hatırlatılarak, ÇED sürecinin işletilmesi gerektiği açıkça vurgulandı.Kararda, halkın katılımı toplantısının yapılması ve çevresel etkilerin değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek, “ÇED raporu hazırlanması zorunludur” sonucuna varıldığı ifade edildi. Danıştay kararında, ÇED Gerekli Değildir kararının hukuka uygun olmadığı yönündeki Samsun 3. İdare Mahkemesi kararının da onandığı hatırlatıldı.Söz konusu kararda özetle, “Projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması için ÇED raporu hazırlanması gerektiği, bu nedenle PTD’nin yeterli bulunamayacağı” gerekçesiyle iptal kararının hukuka uygun bulunduğu ve temyiz taleplerinin reddedildiği belirtildi.“Sondaj faaliyetleri suyu ve toprağı tehdit ediyor”Basın açıklamasında, sondaj ve madencilik faaliyetlerinin yer altı su kaynaklarını kirletebileceği ve yönünü değiştirebileceği ifade edilerek, “Siyanür ve ağır metallerle kirlenmiş bir toprak, geleceğimizin yok olması demektir” denildi.Bölgenin Kuzey Anadolu Fay Hattı etkisi altında olduğuna da dikkat çekilen açıklamada, yapılacak patlatmaların ve derin sondajların heyelan ve toprak kayması riskini artırabileceği uyarısı yapıldı.“Tarım ve hayvancılık zarar görecek”Taşova’nın tarımsal üretim açısından önemli bir bölge olduğu belirtilen açıklamada, maden faaliyetlerinin özellikle coğrafi işaretli ürünler ve hayvancılığı olumsuz etkileyeceği ifade edildi. “Biz maden tozu değil, ürün yetiştirmek istiyoruz” denilerek üretimin devamlılığına vurgu yapıldı.Yetkililere çağrıAçıklamada, yetkililere çağrıda bulunularak şu talepler sıralandı:- Su kaynaklarının korunması
- Jeolojik risklerin dikkate alınması
- Tarım ve hayvancılığın zarar görmemesi
- Yaşam alanlarına müdahale edilmemesi
- Hukuk kararlarına uyulması















