Türkiye, “Milli Teknoloji Hamlesi” kapsamında yapay zekayı yalnızca teknolojik bir araç değil, aynı zamanda ekonomik ve stratejik bağımsızlık unsuru olarak konumlandıran yeni bir yol haritasını hayata geçiriyor.
2021-2025 Ulusal Yapay Zeka Stratejisi ile başlayan süreçte Türkiye, küresel yapay zeka endeksinde 44’üncü sıradan 34’üncü sıraya yükseldi. Yeni hedef ise yapay zeka ekosisteminde ilk 20, küresel ekonomide ise ilk 10 ülke arasına girmek.
Beş temel başlık
Eylem planı, Türkiye’nin yapay zeka ekosistemini beş ana alanda şekillendiriyor:
- Nitelikli insan kaynağı: Uzman ve girişimci sayısının artırılması
- Yüksek başarımlı hesaplama: Büyük veri işleme kapasitesinin güçlendirilmesi
- Veri ekosistemi ve egemenliği: Güvenli ve yerli veri altyapısının kurulması
- Sektörel uygulamalar: Sağlık, finans, eğitim ve savunmada yapay zeka entegrasyonu
- Yönetişim: Kamu ve özel sektör arasında koordinasyonun güçlendirilmesi
Türkçe büyük dil modeli vurgusu
Planın öne çıkan başlıklarından biri “Türkçe Büyük Dil Modeli” çalışmaları olacak. Bu adımla Türkçenin yapay zeka sistemlerinde daha güçlü temsil edilmesi ve dışa bağımlılığın azaltılması hedefleniyor.
Ekonomik hedefler ve Turcorn vurgusu
Yapay zekanın 2030’a kadar küresel ekonomiye yaklaşık 20 trilyon dolarlık katkı sağlaması bekleniyor. Türkiye, bu büyümeden daha fazla pay almak için teşvik sistemlerini yeniden düzenlemeyi ve teknoloji şirketlerinin (Turcorn) sayısını artırmayı planlıyor.
Kurumsal yapı güçleniyor
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesinde “Milli Teknoloji ve Yapay Zeka Genel Müdürlüğü”, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde ise “Kamu Yapay Zeka Genel Müdürlüğü” gibi yeni yapılarla süreç daha koordineli yürütülecek.
Yeni stratejiyle Türkiye’nin, yapay zekayı dönüştürücü bir kırılma noktası olarak görerek hem ekonomik büyümeyi hızlandırması hem de küresel rekabette üst sıralara çıkması hedefleniyor.













