- Üniversite sizin için ne anlama geliyor? Üniversite bir meslek edindirme merkezi olarak mı düşünülmeli, yoksa araştırma ve bilginin üretildiği bir merkez mi? Sizin üniversite tanımınız nedir? Üniversitenin size göre toplum içerisindeki işlevi nedir?
Üniversitenin ne anlama geldiği hakkında konuşmanın çok boyutlu zorlukları var. Üniversite derken çok dinamik, sınırları alabildiğine geniş bir kavramdan söz ediyoruz. İsterseniz öncelikle hepimizin bildiği yakın geçmişe bir göz atalım. . Bilhassa Anadolu’da üniversite tahsil etmek, sadece belirli bir alanda kişinin bilgilenme süreci olarak görülmez. Üniversite bir sıçrama tahtası gibidir. “Oku, kurtar kendini” diyen ve evlatları için bin bir fedakarlıkta bulunan aileler, evlatlarının kendi ayakları üzerinde durabilmelerini ister; onların ekonomik bağımsızlığını her koşulda önemser. Ayrıca üniversite süreci öğrenciler için elbette yine belirli bir alanda bilgilenme süreci olduğu kadar, çoğu gencin kendi yuvasından çıkıp farklı şehirlerden, dolayısıyla kültürlerden gelen yeni arkadaşlarıyla evlerde veya yurtlarda bir arada yaşayabildiği, tasarrufu öğrendiği, mali harcama yetki ve sorumluluğunu kazandığı, temel gereksinimlerini tek başına gidermeyi öğrendiği bir hayat okuludur. Dolayısıyla hayatın bilgisiyle de yüzleşilen bir dönemdir, üniversite. Üniversiteyi bu düzeyde görmek, üniversitenin işlevlerinden kuşkusuz en temel düzeyde olanlarından birini anlamaktır.
Lisans düzeyinde kazanılan bu tecrübe lisansüstünde daha geniş ufukların habercisi olacaktır. Burada üniversite artık bilgi öğrenme veya pratik yaşamları öğrenme mekânı değil, daha ziyade karmaşık pratiklerin teorize edildiği; bunların düzenli, geçerli ve evrensel bilgiye dönüştürüldüğü, üretilen bilgilerin tarihselliğini, onların dönüştürülebilir ve katkı sağlanabilir yönünün olduğunun fark edildiği bir yerdir. Kendi üniversite maceramdan bahsedecek olursak ben lisansımı ve yüksek lisansımı Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde, doktoramı Birmingham Üniversitesi’nde tamamladım. Bu süreçte net biçimde gördüm ki lisans yıllarımda öğrenilen, geçmiş zamanların yaşantılarına aitmiş gibi söz edilen teolojik bilgiler bugünkü dünyayı hala bir biçimde çok güçlü olarak etkilemektedir. Bu geçmişe aitmiş gibi görünen bilgilerin bugünü ve geleceği etkileme gücü, dünyanın farklı bir ülkesinde ve üniversitesinde eleştirel bir diyalog üretebilmesi üniversitelerin evrensel boyutunu temsil eder. Bir akademisyen olduğunuzda üniversitenin anlamı farklılaşır. Ama artık orada bir yönetici olduğunuzda üniversitenin daha başka yönleriyle yüzleşmeniz gerekir.
Üniversiteler elbette hem meslek edindirme merkezi hem de araştırma ve bilginin üretildiği kurumlardır. Üniversite fikrini evrensel olarak geçerli ve sabit bir tanımla kısıtlamaktansa bu kurumun tarihsel bağlama ve dünyadaki yeni gelişmelere göre şekillenebilen dinamizmine dikkat çekmeyi doğru buluyorum. Tam da bu nedenle bir üniversitenin bir defa değil, daima kurulmakta ve gelişmekte olan bir yer olduğunu düşünüyorum. Hatta sürekli etkileşim zeminidir, üniversite. Bir taraftan biz bir kurum inşa ettiğimizi düşünürüz, diğer taraftan bizi inşa eden odur. Üniversite bir yandan belli bir dönemde insanlara meslek olanağı sağlar elbette ama temel amacı bundan ibaret değildir. Üniversite kişilerin içerisindeki keşfedilmemiş ya da işlenmemiş potansiyeli ortaya çıkartarak onların hem eleştirel bir bakışla dünyayı yorumlamalarını hem de bu eleştirel birikimin soyut ya da teorik düzeyin ötesine geçmesini sağlamalıdır. Üniversite insanların bu birikimi de kullanarak çevrelerine, dünyalarına, insanlara, ülkelerine ve kendilerine katkı sunmaya yöneltmelidir. Üniversiteden çıkan bireyler yaşadıkları dünyanın problemlerine kayıtsız kalmamalı, tam aksine bu merkezlerde edindikleri birikimleri de kullanarak yaratıcı hatta cüretkâr çözümler geliştirmelidir. Üniversite, bireylerde zaten bulunan özgür ve eleştirel düşünme kabiliyetini ortaya çıkarttığında doğal olarak dünyaya böyle bir bakış geliştirmelerini de sağlayacaktır. Samsun Üniversitesi’nin nitelikli toplum için nitelikli üniversite düsturu da bana göre kurumun toplum içerisindeki işlevini özetliyor. Kişisel olarak, toplum ve üniversite yapıştalarını asla birbirinden ayırt etmiyorum. Üniversiteler de bana kalırsa kurumsal benliklerini ülkenin ya da dünyanın kültürel, entelektüel ve bilimsel gelişiminden bağımsız görmemelidir. Benim için üniversite, her bireyin ayrı ve çok sesli, özgür ve eleştirel, yaratıcı ve cesur doğasından çıkacak katkıları birleştirebilmeli ve bu sayede nitelikli bir toplum hedefine de kendince katkı sunmalıdır.
- Samsun Üniversitesi 2018 yılında kurulan genç bir üniversite. Üniversitenin altı yıllık gelişimini siz nasıl özetlersiniz?
10 Eylül 2018 tarihinde Samsun Üniversitesi’ne kurucu rektör olarak atandığım günden itibaren çalışma arkadaşlarımla birlikte hem ülkemizin hem de bölgenin çok boyutlu ve katmanlı toplumsal ihtiyaçlarını yukarıda işaret ettiğim dinamik bir üniversite kavramı zemininde karşılamaya özen gösterdik. Bu aşamada elbette öncesinde edindiğim tecrübelerin ve network ağımın da katkısı oldu. Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde çeşitli pozisyonlarda idarecilik tecrübem vardı. Samsun’da yaşıyor, çeşitli sivil toplum kuruluşlarına bilimsel düzeyde katkılar sağlamaya gayret ediyordum. Samsun’da yaşıyorsanız, siz ona katkılar sunmaya çalışırken o size daima daha fazlasını verir. Samsun şehrinin bir ölçüde akademik ve toplumsal beklentilerini dinleme imkânı da buluyor ve çok şey öğreniyordum. Tüm bunlar üniversitemizin şehrimiz ile adaptasyon sürecini çok hızlandırdı.
Bunların yanı sıra, öğrencilerimize dönük olarak fakülte, enstitü ve yüksekokullarda verilen eğitim-öğretimin kalitesini sürekli olarak iyileştirmenin ve akademik kadromuzun birikimlerini göz önünde bulundurarak üniversitemizdeki araştırma faaliyetlerini desteklemenin gayreti içerisinde olduk. Yeni kurulan fakülteler, enstitü, yüksekokullar, merkezler ve idari birimler ile üniversitemizi daha yenilikçi ve üretken bir eğitim-öğretim ve araştırma-geliştirme kurumu haline getirme hedefimize doğru emin adımlarla ilerliyoruz.
Geçmişin geleceği etkileme gücünü sadece bilgi düzeyinde değil şehir ve mimari alanında da göstermek adına ülkemizin kıymetli bir endüstriyel mirası olarak bize emanet edilen binaların tamir ve tadilattan geçirilerek dönüşümü, yenilenmesi ve niteliklerinin arttırılması hususunda da yol alıyoruz. Gayret ve çabalarımızın olumlu yansımalarını başta Samsun şehri olmak üzere ülkemiz genelinde gözlemliyoruz. Bu durum bizleri ziyadesiyle mutlu ediyor ve daha fazlasını yapmaya yönelik en kıymetli motivasyon kaynağımız oluyor. Üniversitemizin kuruluş süreci tamamlanmadı, hala devam ediyor. Bu süreçte bizlere ilgi gösteren, görüş bildiren, önerilerini ileten, maddi ve manevi destek sunan ve bundan sonrası için de desteklerini esirgemeyecek her bir kurum ve kişiye minnettarız.
- Türkiye’de son yıllarda çok fazla vakıf ve devlet üniversitesi açıldı, şu anda 129’u devlet olmak üzere toplamda 208 üniversite var. Tüm bu üniversiteler arasında Samsun Üniversitesi nasıl konumlanıyor; hangi özellikleriyle öne çıkıyor, sizce? Öğrenciler niçin Samsun Üniversitesini tercih etmeli, bu üniversiteyi bunca üniversite arasında farklı kılan nedir?
Samsun Üniversitesi, teknik bölümlerindeki niteliği, bölgesel aktörlerle kurduğu iş birlikleri ve araştırma projelerine yaptığı ciddi yatırımlarla öne çıkmaktadır. Üniversitemiz bünyesinde disiplinler arası birçok temel barındırmaktadır, bu da çeşitliliği ne derece benimsediğimizi ve dinamik bir yapıya sahip olduğumuzu göstermektedir.
Samsun Üniversitesi, şehirde ve Türkiye genelinde Havacılık ve Uzay ile Mühendislik alanlarında yaptığı çalışmalarla tanınmıştır. Teknoloji, bilişim, savunma sanayii, enerji, sürdürülebilirlik ve uluslararası ticaret gibi öncelikli alanlarda önemli sorumluluklar üstlenmekteyiz. Özellikle havacılık ve uzay sektörüyle ilgili bölümlerimiz ve yürüttüğümüz proje ve araştırmalar dikkat çekmektedir. Samsun Teknik, Hava Aracı Bakım Onarım Merkezi, uçuş okulu ve SHY-145 hangarı gibi tesislerimiz, öğrencilere ve araştırmacılara uygulamalı eğitim imkânları sunmaktadır.
Meteoroloji Mühendisliği Bölümümüz, Türkiye'de sadece iki üniversitede bulunan nadir bir bölümdür. Teorik ve teknik derslerin uygulamaları, bitirme projeleri, stajlar, TÜBİTAK projeleri ve AB COST aksiyon
grupları etkinlikleri ile öğrencilerimize iş hayatını yakından deneyimleme fırsatı sunuyoruz. Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve Devlet Su İşleri ile yapılan iş birlikleri de bu deneyimi pekiştirmektedir.
Sağlık alanında ise Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi, “Sağlık Kenti Samsun” ilkesiyle hareket ederek ülkemizin sağlık turizmi politikasına katkıda bulunmaktadır. İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi çok yönlü kadrosu, lisans-lisansüstü düzeyde akademik program ve faaliyetlerinin niteliği ile dikkat çekerken Siyasal Bilgiler Fakültesi de uluslararası ticaret, ekonomi ve finans, siyaset bilimi ve kamu yönetimi ile denizcilik işletmeleri alanlarında bütüncül bir bakış açısı ile araştıran, üreten, ekonomik ve sosyo-politik olayları bilimsel çerçevede takip eden, kamu, iş dünyası ve diğer paydaşları ile sağladığı iş birliği sayesinde mesleki yeterliliğe sahip, küresel rekabete hazır, nitelikli insan kaynağı yetiştirme hedefini çağdaş ve demokratik bir yaklaşımla sürdüren, objektif düşünen, stratejik karar alma mekanizmalarını kullanarak eylemlerini planlamakta ve uygulamaktadır. İlahiyat Fakültesi geçmişin, bugünün ve geleceğin sosyal yaşamıyla alakalı bir araştırma kültürü geliştirmeyi, elde ettiği sonuçları toplumla paylaşmayı öncelemektedir. Fiziki mekan inşasında bizden öncekini "tamir" ve "tadil" ederek kullanmanın temel politika olduğu üniversitemizde İlahiyat Fakültemizin ana misyonlarından biri de böyledir. Özetle adalet üzere olma ile aynı kökten türeyen tadilat ve ömrüne ömür katma anlamına gelen tamiratla kastımız ve gayemiz, bugüne kadar gelen bilgiyi bugünü anlayan ve geleceğe yön veren bir din eğitimi ve araştırma iklimi ile buluşturmaktır.
Özetle, Samsun Üniversitesi birçok farklı alan ve disiplinde öne çıkmakta, teori ile pratiği birleştiren bir eğitimi önceliklemektedir. Bu alanlarda uzmanlaşmak ve kendini geliştirmek isteyen genç araştırmacı adayları için üniversitemiz sunduğu imkânlarla cazip bir merkezdir.
- Dünyada da Türkiye’de de birçok alanda her gün üniversite fikrine de etki edebilecek yeni bir gelişme meydana geliyor, teknolojik imkânlar konvansiyonel eğitim yöntemlerini dönüştürüyor ve bu sırada üniversite kavramı da değişiyor. Bilginin ve araştırmanın üretildiği ve ulaşılabilir olduğu artık üniversite dışında da birçok mecra var. Tüm bu açılardan birçok kurum gibi üniversiteler de küresel gelişmelere ayak uydurma ihtiyacı hissediyor. Sizin bu kapsamda güncel gelişmeleri üniversite fikrine uyarlamaya yönelik çabalarınız oldu mu, bu konuda projeleriniz var mı?
Dünyada son yıllarda ortaya çıkan gelişmeleri düşününce, üniversite fikrinin değiştiği aşikâr. Bilhassa bizim üniversitemiz böyle bir konjonktürde ortaya çıktı. Henüz üniversitemizin altyapı çalışmalarını titizlikle ve kolektif katkılarla sürdürürken, bütün dünyayı çok boyutlu etkileyen pandemi hadisesi ortaya çıktığında toplum ve üniversite arasında kurulması gereken nitelik temelli bağın daha farklı açılardan düşünülmesi zaruri hal aldı. Ayrıca son birkaç yılda ülkemizin gelişim vizyonu ile buna negatif etki eden Avrupa ve Orta Doğu’da vuku bulan savaşlar, doğal afetler, toplumsal ve ekonomik krizler üniversitemizin kuruluş sürecinin bir başka parçasıdır. Elbette bir üniversite daima öngörülemez sorun ve meydan okumalarla yüzleşmeye hazırlıklı olmalıdır. Bizler hem hazırlanma hem de bu hazırlıkların uygulanmasını daha yeni kurulan bir üniversite olarak dinamik şekilde tecrübe ettik. Bu tecrübe bizi geleneksel altyapı ve ufka sahip üniversitelerden pozitif şekilde ayrıştırdı. Yenilik, esneklik, tamir, tadilat ve dönüşüme açık olma bilincimiz daha erken yıllarımızda olgunlaştı. Bu nedenle kuruluşumuzu ve şekillenişimizi ülkemizi ve bütün dünyayı etkileyen bu kapsamlı kritik koşullarla birlikte okuyoruz. Bu şartlarda bugün hala dünyadaki bütün üniversitelerin cevap bulması gereken sorunun, üniversitelerin öngörülemez süreçlerde yollarına konvansiyonel araç ve yöntemlerle mi devam edeceği, yoksa kendilerini yeniden yapılandırıp özgün ve dinamik yolları nasıl bulabilecekleri hususu mu olduğunun bilincindeyiz. Samsun Üniversitesi olarak öngörülemez ve kritik sorunlar özelinde özgür ifadeyi, yeniliğe açıklığı ve çeşitliliği daima kalkış zemini olarak gördük ve buna göre bir politika belirledik. Pandemi ve doğal afet süreçlerinde öğretim ve araştırma açısından ortaya çıkan güçlükleri bir taraftan uzaktan öğretim yoluyla pratik şekilde çözerken, diğer taraftan farklılıkların kendiliğini muhafaza ederek birbirine yakınlaşmasını her zaman dikkate aldık. Bu uzaklık ve yakınlık arasındaki gelgitli dönem bize artık monolojik öğretim ve araştırma modellerinin yerine içinde bulunulan koşulları gözeten hibrit ve diyalojik eğitim modeli ile düşüncede çeşitliliği aynı anda sürdürmenin ne ölçüde gerekli olduğunu gösterdi. Ancak bu çeşitlilik bilinci, yirmi birinci asırda üniversite fikrini alışılagelen yapıların, yapay duvarların ilerisine taşıyabilir ve böylece anlamlı iletişim, kolektif üretim mümkün olabilir. Bu doğrultuda dünyanın farklı coğrafyalarından üniversitelerle uluslararası iş birliklerini, yabancı öğretim üyelerinin istihdamını ve yabancı öğrencilerin üniversitemizdeki sayısını artırmayı önemsiyoruz. Üniversite ve şehir arasındaki mesafeyi azaltmayı ve karşılıklı katkıyı daha ileriye taşımayı arzu ediyoruz. Aynı zamanda öğrencilerimiz ile öğretim üyelerimiz arasında sürekli ve etkili bir iletişim imkânını her koşulda sürdürmek istiyoruz. Dahası dünyanın farklı üniversitelerinde benzer konu ve sorunları tartışan akademisyenlerin, toplumun farklı yapıları ile üniversite mensuplarının kolektif üretim ve özgür ifadeyi birlikte icra edebilmelerini teşvik ediyoruz. Bütün bu çabalarımızı “Duvarsız Üniversite” vizyonumuzla kurumsal ve kalıcı hale getirdik. İşaret ettiğimiz bu acil sorunları giderebilmek için kuruluş ve şekilleniş sürecimizde duvarsızlık düşüncesine öncelik veriyoruz.
- Samsun Üniversitesinde bir yandan Mühendislik ve Tıp Fakülteleri var, öte yandan sosyal bilimlere dair birçok disiplinin bulunduğu İnsan ve Toplum Bilimleri ve Siyasal Bilgiler gibi fakülteler bulunuyor. Farklı çalışma konularına sahip araştırmacılar topluluğunun birlikteliğini üniversitede değerlendirdiğiniz alanlar var mı? Disiplinler arası bakış, Samsun Üniversitesinin eğitim-öğretim yöntemlerinin, ortak derslerinin veya araştırma merkezlerinin planlanmasında önemli bir yer tutuyor mu?
Daha önce bahsettiğim gibi üniversitemiz, disiplinler arası birçok temel barındırmaktadır. Bu durum, çeşitliliği ne derece benimsediğimizi ve dinamik bir yapıya sahip olduğumuzu göstermektedir. Öğrencilerimizin bu dinamizmden olabildiğince faydalanabilmesi için çeşitli aksiyonlar geliştirdik.
Disiplinler arası bakışı hem eğitim-öğretim yöntemlerimizde hem de araştırma merkezlerimizin planlamasında etkin bir şekilde kullanıyoruz. Bilimin Doğası ve Eleştirel Düşünce, Araştırma Yöntemleri ve Etik gibi bilimsel araştırmanın temel ilkelerini benimsetmeyi hedeflediğimiz dersler, tüm bölümlerimizde zorunlu tuttuğumuz ortak dersler arasındadır. Bu dersler dışında, ortak seçmeli derslerimiz de disiplinler arası bakışı desteklemektedir. Örneğin, Mühendislik Fakültesindeki öğrencilerimiz Uygarlık Tarihi dersini alabilirken, Siyasal Bilgiler Fakültesindeki öğrencilerimiz Yapay Zeka dersini alabilmektedir. Bu sayede, öğrencilerimize farklı disiplinlerden bilgi edinme imkânı sunuyoruz.
Araştırma merkezlerimiz de tüm etkinlik ve projelerini planlarken disiplinler arası bakışı benimsemektedir. Farklı disiplinlerden araştırmacılarımız bu merkezlerde birlikte çalışarak, birbirlerinin birikimlerinden faydalanmakta ve ortak çalışmalar yapmaktadır. Düşünce ve Sanat Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜSAM) ile Tasarım, Mimarlık ve Şehir Çalışmaları Merkezi gibi birimlerimizin yürüttüğü birçok etkinlik, seminer ve akademik programda bu disiplinler arası bakışın etkisi doğrudan gözlemlenebilir. Ayrıca, TÜBİTAK projelerinde de birçok farklı disiplinden araştırmacılarımız ortak çalışmalar yürütmektedir. Bu şekilde, Samsun Üniversitesi olarak disiplinler arası çalışmaları teşvik ederek, öğrencilerimize ve araştırmacılarımıza daha geniş bir perspektif sunmayı hedefliyoruz.
- Samsun Üniversitesi kentteki ikinci üniversite olarak şehirle nasıl bir ilişki kuruyor? Üniversite ile sanayi, özel sektör arasında ne gibi iş birlikleri var, bu konuda farklı ortaklıklar gündeminizde mi?
Şehirden ve sektörden uzak kalmamayı, bilgi ve tecrübe transferini her zaman sürdürmeyi en önemli ilke olarak belirledik. Bölgesel ihtiyaçlar ve üniversite-sanayi iş birliği başta olmak üzere Samsun şehri ve Karadeniz Bölgesi’nin ekonomisini ayakta tutan bütün sektörlerle ilişkilere öncelik verdik. Bu kapsamda sektörden büyük ölçekli, ihracat potansiyeli yüksek, yüksek teknolojik içerikli ürünler üreten ve dünyaya mal/hizmet satan firmalarla protokoller yaparak; ortak malzeme ve mekân kullanımı, iş yerinde mesleki eğitim, staj, ortak iş gücü, akademik danışmanlık, ortak proje, istihdam gibi konularda çalışmalar gerçekleştirdik. Sadece uygulamalı teknik bilimler değil, sosyal bilimlerin de uygulamalı yönünü ön plana çıkarmaya çalıştık. Öğrencilerimizin staj programlarını teşvik ve destekleme gayretimiz üniversite ve şehir arasındaki görünmez duvarı giderek silikleştirdi. Bilhassa Samsun Üniversitesi Düşünce ve Sanat Merkezi (DÜSAM) şehir merkezinde sunduğu seminerler ve çevrimiçi gerçekleştirdiği uluslararası akademik programlar ile “Samsun” isminin gerçek bir kültür merkezi haline gelmesi için fazlasıyla emek vermektedir.
- Samsun Üniversitesi geçtiğimiz yıl ilk mezunlarını verdi. Mezun olan ve mezun olacak öğrencilere nasıl bir mesaj vermek istersiniz?
Mezunlarımızın üniversitede edindikleri eleştirel bakış açısını, özgür düşünme kabiliyetini ve topluma duyarlı yaklaşımlarını her daim korumalarını umut ediyorum. Her birini bilgi ve becerilerle donanmış, geleceğe her anlamda hazırlanmış, yüksek ahlaki ve etik ilkeleri benimsemiş nitelikli bireyler olarak mezun etmeyi amaçladık ve amaçlıyoruz. Öğrencilerimizin üniversitede kazandıkları becerileri her zaman Türkiye’nin ve dünyanın aydınlık geleceği için, bilgi ve birikimlerini toplumun ve insanlığın yararına kullanmalarını; bulundukları çevrenin faydasını düşünerek, sorumluluk bilinciyle hareket etmelerini temenni ediyorum.
Son olarak şunu ifade etmek isterim: Herkes yaptığı kadar vardır; biz de var olmak için yapmaya devam edeceğiz. Bundan yirmi-otuz yıl sonra, yaptıklarınızdan çok yapmadıklarınızdan pişman olacaksınız. Bu yüzden halatlarınızı atın, güvenli limanlardan ayrılın, yelkenlerinizde rüzgârı yakalayın; gezin, düşleyin, keşfedin. Aksi takdirde beklediğiniz yarınlar dünde kalır ve hiç gelmez; önünüzde geçmişinizden başka bir şey kalmaz, gelecek hızla tükenir.

















