Yazılı açıklama yapan Keçeli, belgede Türkiye'ye yönelik değerlendirmelerin stratejik ve hakkaniyetli bir yaklaşımdan uzak olduğunu belirtti. AB'nin Türkiye'nin adaylık statüsünü yok saymasının, Birliğin Türkiye ile ortak bir gelecek vizyonu oluşturma konusundaki eksikliğini gösterdiğini ifade etti.
"NATO Ankara Zirvesi'nin gerçeğini gölgelemeye çalışıyorlar"
Belgenin yayımlanma zamanlamasına dikkat çeken Keçeli, Avrupalı müttefiklerin NATO bünyesinde daha fazla sorumluluk üstlendiği yeni dönemin temellerinin NATO Ankara Zirvesi'nde atıldığını ve Türkiye'nin vazgeçilmez rolünün teyit edildiğini belirtti. Keçeli, söz konusu belgenin ise bu gerçeği gölgelemeye çalışan bir üslupla kaleme alındığını savundu.
Doğu Akdeniz ve Kıbrıs vurgusu
Keçeli, belgede Doğu Akdeniz'e ilişkin yer alan iddiaların asılsız olduğunu belirterek, bunun AB'nin ön yargılı ve çarpık bir anlayıştan kurtulamadığını gösterdiğini ifade etti.
Kıbrıs meselesine de değinen Keçeli, çözümün önündeki engelin 2004 yılında Kıbrıs Türk tarafının kabul ettiği BM Kapsamlı Çözüm Planı'nı reddeden ve 2017'deki Kıbrıs Konferansı'nda uzlaşmaz tutum sergileyen Kıbrıs Rum tarafı olduğunu öne sürdü. Keçeli, AB'yi her iki tarafın menfaatlerini gözeten, gerçekçi bir vizyon ve söylem benimsemeye davet etti.














