Öksüz, uzun yıllardır "Biz yetkili ve etkili sendikayız" söyleminin dile getirildiğini hatırlatarak, son yıllarda çalışanlar adına hangi kalıcı kazanımların elde edildiğinin sorgulanması gerektiğini ifade etti."Son 8 yılda çalışanlarımız adına hangi kalıcı hak kazanımları sağlandı? Hangi hak kayıpları önlendi? Hangi sorunlar kalıcı olarak çözüldü?" sorularını yönelten Öksüz, yetkinin çalışanların güveniyle kazanıldığını, ancak bu güvenin ancak üyeye sahip çıkılarak, haksızlıklara karşı durularak ve verilen sözlerin yerine getirilmesiyle korunabileceğini vurguladı.Sendikacılığın temel görevinin üyeyi hiçbir koşulda yalnız bırakmamak, haklarını savunmak, sorunlarına çözüm üretmek ve çalışanların sesi olmak olduğunu belirten Öksüz, bugün birçok sağlık ve sosyal hizmet çalışanının taleplerinin karşılık bulmadığını, sorunlarının görmezden gelindiğini ve kendilerine yeterince değer verilmediğini düşündüğünü dile getirdi.Üyeye tepeden bakan değil, üyeyle omuz omuza yürüyen bir sendikal anlayışın gerekli olduğunu ifade eden Öksüz, gerçek sendikacılığın kulis yapmak, dedikodu üretmek, insanları yıpratmak ya da idarecilerle çalışanları karşı karşıya getirmek olmadığını söyledi.Gerçek sendikacılığın adalet, dürüstlük, samimiyet, şeffaflık ve güven ilkeleri üzerine kurulması gerektiğini belirten Öksüz, "Bir başkasının önüne çukur kazan, bir gün o çukurla kendisi de karşılaşabilir. Kalıcı olan makamlar değil; geride bırakılan hizmetler ve insanların gönlünde bırakılan izdir." ifadelerini kullandı.Açıklamasının sonunda sendikal mücadele anlayışlarını da özetleyen Öksüz, "Bizim yolumuz ayrıştırmak değil birleştirmek, korkutmak değil güven vermek, menfaat değil emek mücadelesi vermektir. Çünkü gerçek güç sayıdan değil, güvenden gelir. Gerçek yetki ise çalışanların gönlünde yer edinebilmektir." dedi.
















