Görsel ve sosyal medyanın her geçen gün daha erişilebilir ve şeffaf hâle geldiği dijital çağda, çocuklar sanat ve moda estetiği altında “cinselleştirilmiş” imgelerle sunuluyor. Uzmanlar, bu tür içeriklerin çocukları psikolojik istismar ve kimlik bunalımı gibi risklere açık hâle getirdiğini belirtiyor.
Müzik klipleri, reklam filmleri ve moda çekimleri, çocukları yetişkin dünyasına ait imgelerle sunarken, sözde estetik adı altında çocukların psikolojisi olumsuz etkileniyor. Bu durum, özellikle beden algısı ve özsaygı üzerinde kalıcı izler bırakabiliyor.
Uzmanlar, olayın yalnızca görsel sanat sektörüyle sınırlı olmadığını, sosyal medyanın kolay erişilebilirliği sayesinde bazı ebeveynlerin çocuklarını maddi kazanç ve etkileşim uğruna rızalarıyla platformlarda sergileyerek mahremiyet ve güvenliklerini tehlikeye attığını vurguluyor.
Sinema, moda, müzik, kozmetik ve reklam sektörlerinde çocuklar hem yetişkinlerin uygunsuz emellerine alet edilirken, yetişkin kadınlar da “çocuksu davranmaya” zorlanabiliyor.
Dünya çapındaki bazı müzik kliplerinde, kadın sanatçılar çocuklara hitap eden masalsı evrenlerde oyuncak ayı, lolipop ve kıyafet gibi ögelerle çocuksuluğu ön plana çıkarıyor. Çocuksu hareketler ve şarkı sözleri ise bu sunumu pekiştiriyor.
Özellikle K-pop sanatçılarında gözlemlenen bu durum, izleyicilerde “çocuksuluk ile cinsellik arasında bağ” yanılgısına yol açabiliyor. Uzmanlar, çocukların bu tür içeriklerden korunması ve bilinçli bir medya tüketimi için ailelere ve sektöre ciddi sorumluluk düştüğünü belirtiyor.
















