Açıklamada, yaşanan olayın münferit bir durum olmadığı savunularak, bunun cinsiyetsizlik ideolojisini yaygınlaştırmaya yönelik sistematik girişimlerin yeni bir halkası olduğu öne sürüldü. Paris 2024 Olimpiyatları'nda yaşanan tartışmalara da atıfta bulunulan açıklamada, biyolojik gerçekliği tartışmaya açan yaklaşımların eğitim kurumları aracılığıyla çocuklara taşınmak istendiği ifade edildi.Okul yönetiminin velilere yönelik düzenlediği bilgilendirme seminerlerinin eleştirildiği açıklamada, bu tür faaliyetlerin cinsiyetsizlik ideolojisini eğitim kurumlarına yerleştirme girişimlerinin somut örneklerinden biri olduğu iddia edildi. Çocukların sağlıklı kimlik gelişimi yerine ideolojik yaklaşımların ön plana çıkarılmasının kabul edilemez olduğu belirtilen açıklamada, bunun pedagojik açıdan da sakıncalar taşıdığı savunuldu.Sarıyer'deki olayın buz dağının görünen kısmı olduğu belirtilen açıklamada, benzer girişimlerin geçmişte de farklı başlıklar altında gündeme geldiği ifade edildi. Geçtiğimiz yıl Eğitim-Sen aracılığıyla okullarda "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği" eğitimleri verilmek istendiği hatırlatılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in kararlı tutumu sayesinde bu girişimlerin engellendiği öne sürüldü. Bugün ise benzer çalışmaların "gönüllülük faaliyeti", "sosyal destek" veya "kız çocuklarının eğitimi" gibi farklı başlıklarla sürdürüldüğü iddia edildi.Açıklamada, okul ortamı, öğretmenler ve akran gruplarının ergenlik çağındaki çocuklar üzerinde önemli psikososyal etkiye sahip olduğuna dikkat çekilerek, okul iklimi ile öğretmen ve idarecilerin tutumlarının çocukların kimlik gelişimini etkileyebileceği ifade edildi.Toplumsal düzenin temel taşı olan aile yapısını ve biyolojik gerçekliği hedef alan girişimlerin uzun vadede toplumsal sorunlara yol açabileceği savunulan açıklamada, dünyada yaşanan bazı okul saldırıları örnek gösterildi. Kanada'da 11 Şubat 2026 tarihinde meydana gelen ve dokuz kişinin hayatını kaybettiği okul saldırısına da değinilen açıklamada, olayın failiyle ilgili resmi polis açıklamalarına atıfta bulunularak, gençlerde yaşanan kimlik krizleri, dijital radikalleşme, yalnızlık ve psikolojik kırılganlıkların daha kapsamlı değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.Açıklamada, akademik çalışmaların da çocukların gelişim süreçlerinde kimlik krizleri ve okul ortamının etkisine işaret ettiği ileri sürülerek, "toplumsal cinsiyet" adı altında yürütülen uygulamaların çocuklarda kimlik karmaşasına neden olduğu iddia edildi.Büyük Aile Platformu, geçici idari tedbirlerin yeterli olmadığını belirterek, devlet ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne aile kurumunu ve çocukların gelişimini koruyacak anayasal ve hukuki düzenlemelerin ivedilikle hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.Açıklamanın sonunda, çocukların eğitim kurumlarında bilimsel eğitim alması, güçlü sosyal beceriler kazanması ve güvenli eğitim hakkının korunmasının öncelik olduğu vurgulanarak, "Çocuklarımızın zihinsel egemenliğinin ve sağlıklı kimlik gelişiminin muhafazası hiçbir rehavete ve ideolojik dayatmaya kurban edilemez. Çocuklarımızın güvenli eğitim hakkını, ailelerin söz hakkını ve milletimizin değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz." ifadelerine yer verildi.
GENEL
Yayınlanma: 26 Haziran 2026 - 16:52
Büyük Aile Platformu: "Çocukların Sağlıklı Gelişimi Hiçbir İdeolojik Dayatmaya Kurban Edilemez"
Büyük Aile Platformu, İstanbul Sarıyer'de bulunan özel bir ortaokulda cinsiyet geçişi yaptığı belirtilen bir kişinin öğretmen olarak görevlendirileceğinin duyurulması ve okulda toplumsal cinsiyet içerikli bir program planlandığı iddialarına ilişkin yazılı basın açıklaması yaptı. Platform, söz konusu gelişmelerin kamuoyunda haklı endişelere neden olduğunu belirterek, çocukların sağlıklı gelişimi ve aile yapısının korunması çağrısında bulundu.
GENEL
26 Haziran 2026 - 16:52
İlginizi Çekebilir

















